Ankara Güneşli 24,9°C
  • Adana 26,6°CPARÇALI BULUTLU
  • Adıyaman 32,5°CPARÇALI BULUTLU
  • Afyon 23,9°CAÇIK
  • Ağrı 16,2°CAZ BULUTLU
  • Aksaray 25°CAÇIK
  • Amasya 24,6°CAÇIK
  • Ankara 24,9°C--
  • Antalya 27,9°CAZ BULUTLU
  • Ardahan 11,7°CAÇIK
  • Artvin 21,3°CÇOK BULUTLU
  • Aydın 28,8°CAÇIK
  • Balıkesir 26°CAZ BULUTLU
  • Bartın 21,3°CAÇIK
  • Batman 25°CAÇIK
  • Bayburt 16,8°CAZ BULUTLU
  • Bilecik 24,1°CAÇIK
  • Bingöl 24,1°CPARÇALI BULUTLU
  • Bitlis 18,7°CAÇIK
  • Bolu 21,9°CPARÇALI BULUTLU
  • Burdur 26,3°CAÇIK
  • Bursa 27,4°CAÇIK
  • Çanakkale 25,8°CAÇIK
  • Çankırı 23,7°CÇOK BULUTLU
  • Çorum 20,8°CAZ BULUTLU
  • Denizli 29,8°CPARÇALI BULUTLU
  • Diyarbakır 27,7°CAÇIK
  • Düzce 22,8°CAÇIK
  • Edirne 22,9°CAÇIK
  • Elazığ 25,7°CPARÇALI BULUTLU
  • Erzincan 21°CAZ BULUTLU
  • Erzurum 17,6°CAÇIK
  • Eskişehir 22,2°CAÇIK
  • Gaziantep 27,5°CAÇIK
  • Giresun 24,3°CAÇIK
  • Gümüşhane 19°CAÇIK
  • Hakkari 21,1°CAZ BULUTLU
  • Hatay
  • İçel
  • Iğdır 21,6°CPARÇALI BULUTLU
  • Isparta 23,1°CAÇIK
  • İstanbul 25,2°CAÇIK
  • İzmir 30,1°CPARÇALI BULUTLU
  • Karabük 23,9°CAÇIK
  • Karaman 23,5°CAÇIK
  • Kars 11,6°CAZ BULUTLU
  • Kastamonu 18,7°CAÇIK
  • Kayseri 20,5°CAÇIK
  • Kilis 29°CAÇIK
  • Kırıkkale 24,7°CAÇIK
  • Kırklareli 22,1°CAÇIK
  • Kırşehir 22,6°CAÇIK
  • Kmaraş
  • Kocaeli 23,5°CAÇIK
  • Konya 23,2°C--
  • Kütahya 23,3°CAZ BULUTLU
  • Malatya 27,4°CAZ BULUTLU
  • Manisa 30,9°CPARÇALI BULUTLU
  • Mardin 30,6°CAZ BULUTLU
  • Muğla 24,5°CAÇIK
  • Muş 23,4°CAZ BULUTLU
  • Nevşehir 21,3°CAÇIK
  • Niğde 22,5°CAÇIK
  • Ordu 23,9°CPARÇALI BULUTLU
  • Osmaniye 25,3°CAÇIK
  • Rize 24,4°CAZ BULUTLU
  • Sakarya 23,2°CAÇIK
  • Samsun 23,3°CAÇIK
  • Şanlıurfa 33,1°CPARÇALI BULUTLU
  • Siirt 29°CAZ BULUTLU
  • Sinop 22,4°CAÇIK
  • Şırnak
  • Sivas 18,4°CAÇIK
  • Tekirdağ 24,6°CAÇIK
  • Tokat 21,5°CAÇIK
  • Trabzon 24,2°CPARÇALI BULUTLU
  • Tunceli 26,2°CÇOK BULUTLU
  • Uşak
  • Van 18,3°CAZ BULUTLU
  • Yalova 23,8°CAÇIK
  • Yozgat 18,4°CAÇIK
  • Zonguldak 20,2°CAÇIK
26 Haziran Pazar 2016
  • Dolar - 2,9278
  • Euro - 3,2538
  • Altın - 123,90
GÜNÜN HABERLERİ

İran-Amerikan yakınlaşması ve bize etkileri

  • Yorumlar (0)
  • 03 Ekim 2013 00:00

1979 yılından bu yana ilk kez gerçekleşen Amerikan ve İran Cumhurbaşkanlarının telefon görüşmesi, Ortadoğu’da hem yeni bir sürecin başlangıcı hem de son dönemdeki gelişmelerin bir sonucudur. Bu süreç Türkiye’yi de çok yakından ilgilendirmektedir.

İran, Neo-Con’ların bir sonraki aşamada İran’a yönelik bir atlama tahtası olarak gördükleri Irak işgalini sadece kendine saldırıyı atlatmakla kalmamış ülkenin yeni yapısını kendi yararına dönüştürmeyi de başarmıştır. Cumhuriyetin kurulmasından bu yana en büyük tehdit olan, bir milyon insanın canına mal olan, Tahran’ı bombalayan, rejim muhalifi Halkın Mücahitleri örgütünü barındıran Irak, artık bir İran müttefikidir.

Afganistan’da İran’ın etkisi çok artmıştır. İran’ın en yakın dostu olan Hizbullah, Lübnan’da iktidardadır. Çin’den Akdeniz’e bu şeridi ayakta tutan Suriye’deyse Esad hükümeti iç savaşa rağmen hala ayaktadır.

Buna karşın son dönemdeki gelişmeler ezici bir İran zaferine dönüşmemiştir.

Arap Baharı tamamen İran çıkarlarına uygun gelişmekteydi. Mısır’da iktidar devrilir devrilmez henüz Müslüman Kardeşler hükümete gelmeden önce ilk yapılanlardan biri Süveyş’ten İran deniz gücünün geçişine izin vermesi, ardından Hamas’la işbirliğine girilmesi, İsrail’le ilişkilerin dondurulmasıydı. Müslüman Kardeşler hükümetinde Suriye’deki anlaşmazlığa karşın İran’la iyi ilişkiler kuruldu. Ancak darbenin ardından bugün Mısır yeniden İsrail-ABD eksenine girmiştir. Burada kaybetmiştir.

Arap Baharı’nın diğer coğrafyası Körfez ülkelerinde, Bahreyn’deki Suudi Arabistan müdahalesinin ardından İran’a yakın topluluklar yeniden bastırıldı. Suudi Arabistan, Bahreyn ve Katar’daki körfez kıyısındaki yoğun Şii nüfus bölgede bir güç değişimi yapabilecek konuma gelmedi. Burada yenilmiştir.

Suriye’deyse rejimin ister Sünni Selefilerin, isterse Batı yanlılarının denetimine girmesi durumunda ciddi stratejik yenilgiye uğrayacağından ve Akdeniz-Lübnan erişimini kaybedeceğinden İran tüm gücüyle Esad hükümetini destekledi. Ancak hükümet düşmemesine rağmen Suriye’de hakimiyetini de kuramadı. Şu anda iç savaşın devamı ya da ülkenin bölünmesi durumlarında ne İran kazanmakta ne de Batı kazanmaktadır. Stratejik satrançta beraberlik durumu olmuştur.

Bunların sonucunda İran, son dört yılda bölgede gücünü artıramamıştır. Net olarak kaybettiği alan ise son dönemde aşırı baskılı halde uygulanan ambargo müeyyidelerinin ekonomiye  vurduğu darbedir. İran, devrimi hatırlamayan genç nüfusuyla uzun süre bu son ambargoya dayanabilecek durumda değildir. Rejim yıkılmasa da teknolojik ve endüstriyel gelişmesini sürdüremeyecektir.

Bu nedenle İran, Ortadoğu ilerlemesinin sonuçsuz kalmasının da ışığında ambargoyu kaldırmak en azından hafifletmek istemektedir.

Bunu başarmak için elindeki yegane pazarlık unsuru, ambargonun nedeni olarak gösterilen nükleer programıdır. İran, nükleer silah yapmamaktadır. Bununla ilgili hiç bir delil olmadığı gibi, ABD’nin pek çok istihbarat raporu da aksi düşünceyi göstermiştir.

Bununla birlikte Batı’yı ve özellikle de İsrail’i endişelendiren İran’ın ileride nükleer silah sahibi olması ve üzerine atom bombası yağdırması değildir. İsrail’in yüzlerce, NATO’daysa on binler seviyesinde bomba vardır, bir kaç İran bombasının nükleer stratejide saldırı anlamı yoktur. Ancak İsrail’in bir savaşta nükleer silahları konvansiyonel olarak kullanmasını engelleyerek bölgede dengeleri değiştirebilmektedir.

İsrail’in bu savunma yönelimli korkusunun yanı sıra Batı’nın temel endişesi de İran’ın başta nükleer teknolojilerde ilerlemesi, kendi rafinerileri yetişmeyen ülkenin enerji açısından ve endüstriyel açıdan hızlı ilerlemesidir. Gelişmesinin sonucunda Körfez üzerinde ve bölgede siyasi gücünün ve etkisinin artmasıdır.

Amerika ise küresel sermayenin üzerinde giderek artan baskısı sonucu artık yeni bir işgale gidebilecek mali güce sahip değildir. Ancak Ortadoğu’da da stabilizasyonu, kafasını dinlemek istemektedir.

Son dönemde ABD’de Teksas, Alaska petrolleri tam kullanımdadır, yeni geliştirilen ‘fracking’ denen kaya çatlaklarından sızdırma yöntemiyle her yerden petrol ve özellikle de doğal gaz elde edebilmektedir. İngiltere’de benzer yollar kullanılmaktadır. Almanya alternatif enerji kaynaklarını çok geliştirmiştir. Kısaca Batı’nın Körfez krallıklarına ihtiyacı azalmıştır. Bu nedenle Körfez krallıklarının İran çekincelerinin etkisi pek önemsenmemektedir.

Bu nedenle İran ve Amerika’nın yakınlaşması şu anda iki ülkenin hem çıkarınadır hem de iç muhaliflerin bunu engelleme ihtimali azalmıştır. İran, içeride rezil olmayacağı bir formülle nükleer programını denetim altına aldırmak ve bunun sonucunda ambargodan kurtulmak seçeneğini kabul aşamasındadır.

Bütün bunlar Türkiye açısından önemli gelişmelerdir. Her ne kadar Türk dışişleri bakanı bundan memnun olacağını söylediyse de, ne Suriye başarısızlığı bağlamında bunun kendisi atlanarak yapılması ne de sonuçları hoş olmayacaktır.

Birincisi, Türkiye’nin Arap Baharı’yla Gezi Eylemleri arasındaki sürede bölgenin en büyük gücü ve lideri olma çabası olumsuz sonuçlanmış olacaktır. İran’ın gücünü koruyarak bölgede belirli derecede etkin varlığını dürdürmesi, kılıçların çekildiği bir dönemin ardından Türkiye’nin bölgede esas temsilcisi olduğu Batılı gücün (aslında rakibi olmaması gereken) rakibi İran’la doğrudan görüşmesi kendisine yapılan bir dirsek hareketidir.

İkincisi ise uzun dönemli stratejik tarihte Türkiye’nin  en büyük dış sorununun Batı ile ortak davranan bir İran olduğudur. 16. Yüzyılda, 17. Yüzyılda İran Habsburg’larla Venediklilerle işbirliği içinde olmuş ne zaman Avusturya sorunu çıksa bir yandan da İran sorunu çıkmıştır. Kasr-ı Şirin anlaşmasından sonra bile Nadir Şah döneminde İran ile savaş çıkmıştır. ABD’nin bizden daha güvenilir müttefiki olan M. Rıza Şah, can sıkıcı bir soğuk tehdit olmuş, aralarda bizi rahatsız edici işler yapmıştır.

Dahası, 1953’te Musaddık karşıtı yapılan ilk CIA darbesinin ardından kukla İran rejimiyle yakın olan ABD, 58 sonrasında Menderes’e diplomatik  terbiyesizliklerle, 62’de  Küba Krizi’ndeJüpiter füzelerini bize sormadan Doğu Anadolu’dan geri çekmesiyle, 64’te küstah Johnson mektubuyla, 72’de afyon ekim kriziyle, 74’tesilah ambargosuyla her an bizi gözden çıkarabileceğini ortaya koymuştur. ABD ile soğuk savaş dışındaki yakınlaşmamız ancak 1979’dan sonra başlamıştır ve İran’ın başında kendisine karşı rejim varken ABD en zor zamanlarda bile (son döneme kadar) Türk hükümetlerini tehdit etmemiştir.

Biz dünyanın merkezinde bulunan ve etraftaki kuvvetlerin birbiriyle mücadele içindeolduğu dönemlerinde gelişebilen bir ülkeyiz. İdeal durum Batı’nın Rusya’yla, İran’la, Orta Doğuyla sorunları olmasıdır.

Yoksa Batı’nın ilk döneceği yer, geleneksel hedefi, bin yıllık ana düşmanı biziz.

İran tarihsel olarak saygı duydukları bir ülkedir. Türkiye’yse kemiklerine kadar nefret ettikleri. Bunlardan dolayı kuvvet derecesine göre Batı ile yakınlaşan bir İran ulus-devlet modelindeki Türkiye için bir can sıkıntısıdır.

Eğer Türkiye klasik ulus-devlet mantığı içinde davranmasaydı, D8, İslam birliği, Müslüman Ülkeler Ekonomik Topluluğu gibi girişimler yapsaydı o zaman bunun bize zararı değil yararı olurdu. Ancak mevcut dışişleri stratejimizde ABD-İran yakınlaşması yeni bir sorun kaynağı olmaktadır.

  Gönder
OKUYUCU YORUMLARI
TOPLAM

0

YORUM

Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetesiz.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

GAZETESİZ.COM 'DA!

GAZETESİZ.COM 'DA!

GAZETESİZ.COM

YAZARIN DİĞER YAZILARI

GAZETESİZ.COM'U 'TA TAKİP ET!

GAZETESİZ.COM'U 'DA TAKİP ET!

 
 
RSS
1 DAKİKANIZI ayırarak gazetesiz.com'a katılın