• Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Aksaray
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Ardahan
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bartın
  • Batman
  • Bayburt
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Düzce
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • İçel
  • Iğdır
  • Isparta
  • İstanbul
  • İzmir
  • Karabük
  • Karaman
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kilis
  • Kırıkkale
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kmaraş
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Osmaniye
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Şanlıurfa
  • Siirt
  • Sinop
  • Şırnak
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Uşak
  • Van
  • Yalova
  • Yozgat
  • Zonguldak
20 Ocak Cuma 2017
GÜNÜN HABERLERİ

Nefes ve Müzik'le Şamanik İyileşme!

Nefes ve Müzik'le Şamanik İyileşme! "Nefes terapisi Şamanik müzik ile birleşince o denli etkili oluyordu ki, daha ilk seansta anne karnını hatırlayanlar oldu. Daha ilk seansta doğum travmalarını tamamen hatırlayabilmek müthiş ve az bulunur bir deneyim."

  • Yorumlar (0)
  • 01 Ocak 2016 14:11
Nefes ve Müzik'le Şamanik İyileşme!

Matthias Almanya’da doğup büyüyen bir Avrupalı. Fakat kendisini Şamanik geleneklere bağlı görüyor. Bu alanda uzunca süredir çalışan biri. Güney Amerika’da, özellikle de Kolombiya’da  Şamanik çalışmalara katıldı ve katılıyor.

Matthias ayrıca Nepal’de düzenlenen kimi ritüellere de katıldı. Avrupa’da kimi çalışmalar yürüttü. Nazan’la tanıştıktan sonra bu çalışmalar Türkiye’ye de uzandı! Esas uzmanlık alanı müzik. Şamanik çalgılarla müzik  yapıyor ve Şamanik şifa çalışmalarında müziğiyle aktif olarak görev alıyor.

Nazan ise bir nefes eğitmeni ve yaşam koçu. Uzun yıllar iş dünyasında ve medya’da çok aktif ve başarılı roller aldı. Bütün bu işlerde çalışırken de kişisel gelişim eğitimleri aldı. Nefes çalışmalarına ilk katıldığı gün hayatı tamamen başka bir yöne doğru akmaya başladı. Nefes ve çeşitli Şamanik çalışmalarla içsel yolculuğuna halen devam ediyor. Geleneksel şifa yöntemleri, yeni şifa yöntemleri… Ve diyor ki: Bütün bu yöntemlerin içinde Nefes Çalışmaları her şeyden önce benim kişisel yolculuğum ve "bir" olma deneyimimi olanaklı kılıyor. Hele de son yıllarda Şamanlarla yaptığım yolculuk ve onlardan öğrendiklerimi benimle yolculuk yapanlara aktarmak, aracılık etmek, kendini iyileştirmek isteyen herkesle bir arada olmama olanak sağlıyor. Ve bu yolculukta ilahi "o"lanın bilinebilmesine ilham verebilmek, kendime ve çevremdekilere sağlık, mutluluk ve şifayı her an yaşanabilecek bir deneyim ve bilgi olduğunu desteklemek için rehberlik etmeme olanak sağlıyor."

YÖRÜKHAN ÜNAL: Nazan merhaba. Uzun süredir nefes terapisi alanında çalıştığını biliyorum. Şimdilerde ise Matthias’ın Şamanik müziği eşliğinde nefes terapisine yeni bir boyut getirdin. Matthias ile birlikte çalışmaya nasıl karar verdiniz?

NAZAN ÖZBAY: Şamanik seremonilerde tanıştık ve  tanışmamızın ardından Matthias’la nefes çalışması yaptık. O benim yöntemimi tanımış ve etkisini görmüş oldu. Ben de onun müziğini tanıdım.

Sonrasında Matthas Nepal’de Patong denilen Nepalli Şamanların yaşadığı bir bölgeye yolculuk yapacağını söyledi ve beni de davet etti. Orada Şamanların inisiye oldukları mağaraları gezme fırsatı elde ettik. Muhteşemdi.

Fakat yaşam şartları çok zordu gerçekten. Himalayalar’da elektrik olmadığı, suyun çok sınırlı olduğu, çok zor bir yaşam. Güneşle uyanıp güneşle yatılıyor. Orada günlerce kaldık  ve döndük. Birçok şifalanma seansını yaşadık ve birlikte birçok süreçten geçtik.

Nefes çalışmaları zaten çok etkili ve güçlü bir deneyim biliyorsunuz; ama Nepal’de Matthias ile birlikte yaşadığımız deneyimler buna çok yeni boyutlar ekledi.

Sonrasında iki ayrı yöntemi birleştirerek neden daha güçlü bir yönteme ulaşmayalım ki fikri doğdu. Zamanla bunun üzerine daha fazla konuşur olduk ve aşama aşama her iki çalışmayı da bütünleştirmeye başladık. Titreşimin, frekansın nefes terapisindeki önemini zaten biliyorduk. Ama davul, marakka gibi Şamanik enstrümanların  yarattığı etkiyle seanslarda  ne kadar derine inebileceğini görünce bu etkiye hayran oldum. Matthias da bu konuda gerçek bir uzman. Çok uzun bir geçmişi var Şamanik çalışmalarda.

Almanya’da yapmaya başladığımız çalışmalarda ne kadar doğru bir yolda olduğumuzu gördük. Nefes terapisi Şamanik müzik ile birleşince o denli etkili oluyordu ki, daha ilk seansta anne karnını hatırlayanlar oldu. Ki biliyorsunuz daha ilk seansta anne karnına gitmek ve doğum travmalarını tamamen hatırlayabilmek müthiş ve az bulunur bir deneyim.

O halde Şamanizm’le tanışmak senin için yepyeni bir pencere açtı diyebilir miyiz?

NAZAN ÖZBAY: Evet. Şamanik çalışmalar aynı zamanda çok ciddi bir dönüşüm başlattı bende. Doğayla ve doğanın güçleriyle yeniden çok ciddi bağlantılar kurmayı öğrendim. Seanslar sırasında her bir çakramdan farklı bir hayvanın benim bilincime aktığını deneyimledim ve bu gerçekten muhteşemdi. Kendimde yaşadığım bu deneyimleri koçluğunu yaptığım nefes terapilerine uygulamamak imkansızdı elbette.

Sıradan bir nefes terapisi seansı yaklaşık 50-60 dakika sürer. Bu sürenin ilk 30-35 dakikası, kişinin fiziksel, zihinsel ve duygusal düzeyde sahip olduğu blokajların açılmasına yöneliktir. Aynı zamanda bu süreç boyunca müzikten destek alırız. Son 10-15 dakika da rahatlama ve zihnin sakinleşmesi sürecidir. Tıkanıklık ve blokajların aşılması ve kişinin kendini gerçekten ‘yaşıyor’ hissedebilmesi için gerçekten müthiş bir araçtır nefes terapisi.

Amaç korku, endişeler, kaygı ve mutsuzluklardan oluşan derin blokajların çözülmesi, en derinde kalan tıkanıklıkların açılmasıdır. Tıkanıklıklar kişinin karşısına çıkar, farkında olarak ya da olmayarak yeniden deneyimlenir ve dönüşerek tamamen ortadan kalkar.

Bu sürecin rehberi ‘nefestir’. Nefes kişiyi ana getirir ve ana getirirken de gerekli ruhsal temizlikleri yapar. İşte şimdi tüm bu sürece Şamanik davul ve diğer müzik aletlerinin gücü eklendi.

Aslında nefes kişinin girmesi için bir ‘kapı’ açar ve bir yolculuk başlatır. Matthias’ın Şamanik aletler yardımıyla yaptığı müzik o denli derin ve kalbe işleyen bir etki yaratıyor ki, bu kapıdan geçişi hem hızlandırıyor, hem de kolaylaştırıyor. Aynı zamanda yolculuk boyunca kişiye muhteşem bir rehberlik sunarken, kişinin mümkün olan en derin, karanlıkta kalmış noktalara  kadar inebilmesini sağlıyor.

Bazı insanlarda zihin diğer insanlara oranla daha etkili ve güçlüdür. Şamanik müzik, o insanları bile çok hızlı bir biçimde ‘aktive’ edebilecek güce sahip. Seansın daha 5. dakikasında, daha önce seansın 40. dakikasında varabildiğimiz noktalara varıyoruz. İşte Şamanik müziğin nefes terapisine sunduğu muhteşem katkının en fark edilebilir kısmı.

Uzun süredir tanıdığım bir danışanım var mesela. Beraber birçok nefes çalışması yaptık. Birçok seansa katıldı benimle birlikte. Fakat nasıl olduysa, her seferinde derin bir dönüşüm yaşamaktan kaçmayı başardı. Yani yine sonunda yaşamında gerekli kararları verebilmek için zihnine başvurdu. Seanslardan sonra kendini iyi hissediyordu ama, hayatında meydana gelecek değişimlere izin vermemeyi tercih ederek  kaytarmayı tercih ediyor, dönüşümü yüzeysel kalıyordu. .

Çok sayıda kişiyle birlikte çalıştım ve çok kişinin hayatında yaşadığı büyük dönüşümlere tanık oldum. Fakat bu danışanım farklıydı. Değişmemekte kararlıydı.

Fakat Matthias ile birlikte oluşturduğumuz yeni çalışma onu bile dönüştürmeyi başardı. Şamanik nefes terapisinin daha ilk seansında “Bu tamamen başka bir şey!” dedi. Ondan bunu duymak benim için mucize gibi bir şeydi. Bu çalışmanın hemen ardından hayatında radikal dönüşümler meydana gelmeye başladı.

 25 yıldır oturduğu, son 5 yıldır değiştirmek istediği evden taşındı. Hayatında ona hizmet etmeyen biriktirdiği eşyalarından, aslında alışkanlıklarından kurtuldu. Çok basitmiş gibi görünebilir ama, onun için bunu gerçekleştirmek Himalayalara tırmanmak kadar zor bir eylemdi. Aslında gücünü eline almış oldu. Onun yaşadığı dönüşüm gibi güçlü örnekler Mattihas ile çalışmakla ne kadar doğru bir karar verdiğimizi göstermiş oldu.

Merhaba Matthias. Çok kısa ve özlü bir soruyla başlayalım. Şamanizm nedir?

MATTHİAS: Şamanizm, tarihi 10 bin yıl geriye giden, dünyadaki en eski dinsel, spritüel sistemdir. Hıristiyanlık 2 bin yıl geriye gider; Budizm 3 bin yıl; Hinduizm 5 bin yıl; İslam zaten çok daha yeni. Yani tüm dinlerden daha eskidir Şamanizm. Diğer tüm dinler sonradan gelmiştir. Bu çok önemli bir detay.

Hindu ve Budist geleneklere baktığınızda, Nepal ve Tibet gelenekleri özellikle, Şamanizm’le doğrudan bağlantılar görürsünüz hala.

Diğer dinlerin hemen tümü Şamanizm’le kavga eder. Çünkü basitçe söylemek gerekirse, Şamanizm diğer dinlerden daha etkili ve daha güçlüdür. Bu yüzden Ortaçağ’da cadı olarak adlandırılıp öldürülenlerin hepsi aslında Şamandı.

Bu açıdan bakıldığında, Şamanların öldürülmesi tek Tanrılı dinler için sadece güçlü bir rakibin elimine edilmesiydi. Çünkü birçok insan şifa için onlara gidiyordu; yoksa kiliseye değil.

Çünkü Şamanizm çok eskiydi. Kadim bilgilere sahipti. En eski bitkisel tedavi yöntemlerini biliyordu. Bu yüzden kilise onlarla savaştı ve yasakladı.

Fakat tek Tanrılı dinler tarafından dışlansa da, Şamanizm hiçbir zaman yok olmadı. Bugün de gücünü ve etkisini sürdürmeye devam ediyor!

Evet. Nazan ile yaptığınız Şamanik Nefes Çalışması da bunun göstergelerinden biri. Şamanik şifa yöntem ve tekniklerini kullanan daha başka birçok şifa çalışması olduğunu da biliyoruz. Ayrıca dünyanın bazı bölgelerinde Şamanizm eski gücünü ve etkisini korumaya devam ediyor. Görüldüğü kadarıyla, mevcut en önemli ortak paydaları da “Müzik!” Peki size şunu sormak istiyorum. Şamanizm’de müziğin yeri nedir?

MATTHIAS: Dünya’nın Sibirya, Afrika, Avrupa, Asya gibi farklı bölgelerine giderseniz, karşınıza Şamanizm çıkar. Evet, farklı Şamanizmler arasında geleneklere bağlı olarak farklılıklar mevcuttur. Fakat en genel ortak nokta nedir diye baktığınızda, gerçekten de değişmeyen tek ortak paydanın müzik olduğunu görürsünüz. Müzik, tüm Şamanik geleneklerde baş tacı edilmiş durumdadır.

Aslında ‘sesin’ tüm dinlerde ortak bir gücü ve etkisi vardır. Herhangi bir kilise ya da camiye girdiğinizde, her şeyden önce binaların ‘ses’ için inşa edildiğini görürsünüz. Aslında gözümüzle gördüğümüz ve bizi heyecanlandıran dekorlar, olayın yalnızca bir kısmıdır. Gözlerimizi kapatıp da insanların dua etmesini ya da şarkı söylemesine kulak verdiğimiz zaman, o zaman sesin dinsel anlamını kavramış oluruz.

Nepal’de yaşadığımız çok sayıda deneyim var bununla ilgili. Bir tapınakta 25 rahibin hep bir ağızdan “Omm” sesini çıkardığını düşünün. Muazzam gücü olan bir ses bu. Bina burada “hoparlör” görevi görüyor. Anlatılması zor güzellikte bir deneyim.

Piramitlerde de bu durum aynı. Yani dünyadaki dini yapılar yalnızca gözler için değil, aynı zamanda kulaklar için de yapılmıştır. Çünkü insanların tümü bilir ki, gözlerimiz duyarlıdır ama kulaklarımız gözlerimize oranla çok daha etkilidir.

Müzik, bugün büyük dinlerde eski merkezi önemini yitirmiştir. Fakat Şamanizm öyle değildir. Şamanizm’de müzik dinsel ritüelin tam merkezinde yer alır.

Şamanik ritüellerin karanlıkta yapılması da tüm dünya geleneklerinde ‘ortaktır’. Çünkü gözleriniz sizi dış dünyaya bağlar. Gözlerinizi kapatınca ise iç dünyanıza dönersiniz. Üçüncü gözün açılabilmesi için, iki gözün kapalı olması gerekir. Ritüellerin etkisini arttırmak için karanlığın tercih edilmesinin nedeni de budur. Müzik kulaktan hızla kalbe ve oradan da ruhun derinliklerine ulaşır.

Peki davulların diğer müzik aletlerine oranla daha fazla merkezde olmasının bir nedeni var mı?

MATTHIAS: Şamanik müzikte davulların hakim olması, davulların dünyanın kalp atışlarını simgelemesinden kaynaklanır. Birçok insan bu bağlantıyı yitirmiştir. Şamanizm, bu bağlantıyı yeniden kurmaya çalışır. O yüzden davul önemli bir araçtır.

Dünyanın herhangi bir kültüründe ya da herhangi bir coğrafyasında görülebilir davullar. Fakat her Şamanın kendine has bir üslubu vardır.

Bizim çalışmamıza dahil ettiğimiz ana unsur da bu zaten. Ama davulun yanında, bazı çok eski geleneksel aletler de kullanıyoruz. Marakka bunlardan biri. Bunlar elementlerin sesleri aynı zamanda. Toprak, ateş, su ve rüzgar.

Duyma spektrumumuz sınırlıdır. Duymadığımız sesler var. Ateş ya da diğer elementlerin bir sesi vardır. Ama biz duymayız.  Biz bu aletler sayesinde insanla doğa arasında kaybolan bağlantıyı yeniden kurarız.

Burada unutulmaması gereken, enstrümanların Şamanın partneri olduğudur. Şamanlar yalnızca yaşanan deneyimin yüzde 50’sini meydana getirir. Geri kalanı müzik halleder. Bu anlamda Şamanlar yalnızca “aracıdırlar.” Enstrümanlar da bu aracılığın meydana gelmesine gereken katkıyı sunarlar. Kişiler üzerindeki şifalanma etkisi kendiliğinden olur.

Peki siz bir Şaman mısınız?

MATTHIAS: Hayır, ben kendime Şaman demiyorum. Ben yalnızca Şamanik müzik icra ediyorum. Elbette ki Şamanizm geleneğinden geliyorum ve bu doğrultuda bazı yeteneklerim ve tecrübelerim var. Ama yine de kendime Şaman demiyorum. Çünkü Şamanlığı kültür ve geleneklerle ilişkili bir kavram olarak görüyorum.

Ben Almanya’nın Frankfurt şehri yakınlarında büyüdüm. Bizim kültürümüzde 5 saat evden kaybolup ormanda yürüyen bir çocuğa dönüşte “Nerelerdeydin?” diye sorulduğunda, “Ağaçlarla konuştum” diye cevap verirse, “Tabii, tabii küçüğüm; hadi şimdi git üstünü değiştir!” deyip başını okşarlar. Bu benim kültürüm. Diğer kültürlerde ise buna değer verirler.

Dolayısıyla ben Şaman toplumu ve kültüründe büyüyüp yetişmedim, o yüzden böyle bir iddiam olamaz.

Peki bize biraz Şamanik müziği nefesle birleştirmenin etkisinden söz edebilir misiniz? Ne tür sonuçlar elde ettiniz?

MATTHIAS: Müzik, Şamanik şifanın çok önemli bir parçasıdır. Biz de Şamanik müziği aldık, nefes terapisiyle el ele giden ve iki sistemi birleştiren çok efektif bir sistem geliştirdik. Birini diğeriyle birleştirince, “iki”den daha fazlasını elde ettik.

Müzikle birlikte nefes birleştiğinde, şifa çalışmasının gücü katbekat daha fazla olmaktadır. Hatıralar hızla gün yüzüne çıkmaya başlar ve geçmiş yaşamdan getirilen blokajlar birbiri ardına çözülmeye başlar. Bu blokajlar, ‘şimdinin’ üzerinde olumsuz bir yük oluşturmaktadırlar. Şamanik nefes terapisi, blokajların ve tıkanıklıkların çözülmesi sayesinde kişinin üzerinden bu yükün kalkmasına neden olur.

Bu süreçte Şamanik müziği uygulayan kişi, seansta meydana gelecek olan şifalanma sürecinin çok daha hızlı ve etkili olmasına katkıda bulunan kişidir. Aynı zamanda bir rehberdir. Kişinin zihninin ötesine geçmesini sağlayan kapıyı gösterir; o kapıdan hızla geçmesini sağlar ve tekrar geri dönüşünde ona rehberlik eder.

Peki Şamanizm’de sık duyduğumuz “Ölüler Dünyası” ve “Yeraltı Dünyası” gibi kavramlar var. Bunlar ne anlama geliyor?

MATTHIAS: Az önce söylediğimiz gibi, müzik Şamanlar için bir araçtır. Aslında görünmeyen, bir başka dünyaya yapılan bir yolculuğa imkan veren bir araç. Bu dünyaya sizin dediğinize benzer şekilde “Yer altı Dünyası” ya da “Ruhlar Diyarı” gibi farklı isimler verilebilir. Bu dünya aslında rüyalarımızdan tanıdığımız bir dünyadır.

Şaman o dünyaya yolculuk eder ve orada üzerinde çalıştığı kişinin kayıp parçasını arar; ya da onun dünyasındaki dramayı araştırır; güç hayvanını araştırır! Çünkü herkesin bir ya da birden fazla güç hayvanı bulunmaktadır. Güç hayvanları o ruhların koruyucusu ve rehberidir. İnsanlar rehberleriyle bu bağlantıyı yitirdikleri için sorun yaşarlar. Şamanizm bu bağlantıyı yeniden kurmayı amaçlar. 

Meleklerle şifa verenler nasıl ki şifa için melekleri çağırırlarsa, Şamanlar da güç hayvanlarından yardım isterler.

Elbette bu kavramlar insanların nezdinde ‘korkutucu’ yan anlamlar içermektedir.

İnsanlara “Şifalanmak için meleklerle mi yoksa yeraltı güçleriyle mi çalışmak istersiniz?” diye sorulsa, çoğu yer altı yerine melekleri tercih edecektir. Çünkü güç hayvanları ormanın derinliklerinden, yani karanlık dünyadan gelirler. Bu onları korkularla ilişkilendirir. Birçok insan bundan ürker. O yüzden birçoğu beyaz kanatlarıyla meleklerin gelip şifa vermesini tercih eder.

Fakat sonuçta her ikisi de insan için eşit önemdedir. Eğer sizin probleminiz karanlıktaysa, o karanlığa tek başınıza girmeli ve o problemi orada çözmelisiniz. Melekler güzel, melekler sevimli, melekler ışık dolu olabilir. Hepsi tamam ama, eğer senin problemin yeraltında ise bunu orada çözmelisin. Nitekim Nazan da başlangıçta aynı deneyimi yaşadı. Yeraltına indi, orada bir süre kaldı ve sonra tekrar gerçek dünyaya döndü. Bunda aslında korkulacak hiçbir şey olmadığını çok iyi biliyor. 

Peki güç hayvanları konusunu Nazan’ın anlatmasını isteyebilir miyiz?

NAZAN: Tabii ki. Biliyorsunuz dinlerde ve spritüel öğretilerde de belirtildiği gibi, hepimizin iki tane koruyucu meleği bulunuyor. Biri sağda diğeri solda. Güç hayvanları da farklı değil. Hepimizin güç hayvanı var. Bizi destekleyen ve hayatta ilerlememizi sağlayan bir güç hayvanı.

Hepimizin var ama biz onlarla bağlantımızı, tıpkı doğayla olduğu gibi kaybetmiş durumdayız.

Şamanik ritüeller sayesinde bu bağlantı yeniden kuruluyor ve daha da güçleniyor. O güç hayvanları ve doğayla bütünleşmeye başladıkça, kendi doğanı da daha iyi ifade etmeye başlıyorsun.

Dolayısıyla seanslara katılan insanlar çeşitli rehber varlıklarla karşılaşabildikleri gibi, güç hayvanlarıyla da iletişime geçebiliyorlar.

Her türlü hayvan olabilir mi bu?

NAZAN:Tabii ki, bu kurt da olabilir, kuğu da... Bu tamamen senin kendi kişisel hikâyenle ilgili.

MATTHIAS: Beyaz kartal da olabilir! Bir çalışma sırasında, ismini hatırlayamadığım bir katılımcı, şamanik nefes seansı sırasında birden yoğun deneyimler yaşamaya başlamıştı. Yanına gidip özel çalgılarla sesler çıkararak onu rahatlattım. Üç-dört dakika sonra transtan çıkıp farklı bir moda girdi. Yaşadığı deneyim sayesinde çok rahatladığı belli oluyordu. Sonra bize olanları anlattı. Geçmiş deneyimlerinin yarattığı sıkıntıyla boğuşurken, iki tane beyaz kartalın ortaya çıktığını ve kalp çakrası üzerinde birkaç tur döndükten sonra gökyüzüne doğru uçtuklarını söyledi! O andan itibaren bütün sıkıntıları kaybolmuştu.

Demek ki realitenin göremediğimiz başka bir boyutu daha var. O realitede başka varlıklar da yaşıyor. Biz gerçekliğin çok çok küçük boyutunu algılıyoruz. Kuvvetli yoga, nefes seansı ya da Kilimanjaro Dağları’nun doruklarına tırmanıp iki gün boyunca yürümek, sizin bilincinizin bu sınırlı gerçekliğin dışına çıkmasını ve sınırsız bir evreni deneyimlemesine yol açabiliyor.

Tıpkı bir rüyadaymış gibi. Rüyanın realitesiyle, bu bahsettiğimiz realite oldukça benzerdir. Algılarınızı açınca, aslında her zaman orada olan ama sizin görmediğiniz şeyleri görmeye başlarsınız. Aslında güç hayvanlarınız sürekli çevrenizdedir; ama ancak bilinciniz genişlediğinde onları görebilirsiniz.

Bir yılanın enerjisi, bir kelebeğin enerjisinden farklıdır; dolayısıyla bir insan için ifade ettiği anlamlar da farklıdır. Çünkü bazı insanlar yılan enerjisine ihtiyaç duyarlarken, bazıları kelebek enerjisine ihtiyaç duyarlar. Dolayısıyla güç hayvanları değişkendir.

Peki son olarak, bu seanslar sırasında kişinin iç dünyasında meydana gelen değişimi daha detaylı tarif etmek mümkün mü? Tam olarak neler olup bitiyor orada?

MATTHIAS: Bizim tek görevimiz aktivasyondur. Kişinin aktive olmasını ve geçmişi “anımsamasını” sağlarız ve aradan çekiliriz. Sonrasında şifa kendiliğinden gerçekleşir. Kişi kendi probleminin doğrudan doğruya gözlerinin içine bakma cesaretini bulur ve sonrasında sorun ortadan kalkar.

O halde burada korku ve cesaret kavramları önem taşıyor.

Herkes, standart bir şekilde kendi trajedisini büyütmeye eğilimlidir. “Benim korkum en büyüğü” diye düşünmek standart bir düşünce şeklidir. Bu da genel bir yanılgıdır.

Aslında korkunun özü kişiden kişiye değişmez; her korkunun özü aynıdır. Korkuyu aşmanın en iyi yolu, onunla arkadaş olmaktır. Eğer korkuyu anlar ve gözlerseniz, onun nereden geldiğini anlamaya çalışırsanız, onu aşmanız için kapılar açılır. Bu korku size geçmişten mi geliyor? Geçmişteki bir olaya benzediği için mi ortaya çıkıyor? Yoksa bu korkuyu size bir başkası mı hediye etti? Belki de bu onların korkusuydu.

Size belki de her zaman “köpeklere dikkat et” dediler. Sizin köpeklerle ilgili hiçbir kötü deneyiminiz olmasa da, ailenizden bunu o kadar çok duydunuz ki, sonunda nur topu gibi bir korkunuz oldu.

Korkularla yaşamaktan bıktıysanız, ondan kurtulmanın en iyi yolu doğrudan gözlerini onun üzerine dikmektir. Nereden geldiğini gözlemlemektir. Bunu keşfettiğinizde korku da yavaşça gücünü yitirir. Aslında bir illüzyon olduğu açığa çıkar.

Herkes, kendi içindeki cesareti aktive etmekle yükümlüdür. O cesareti aktive ettiğinizde, korkularınızın üzerine gidebilecek gücü bulursunuz. Cesaret ilaç gibidir; sizin kendi içinizde büyümenizi sağlar. Eğer korkuları olan bir insansanız, içinizdeki cesareti bulup çıkarın! Şamanik nefes çalışması bu yolda en güzel ve en etkili destekçidir.

İnsanların bilinçaltından duydukları korku çok genel. Bilinçaltı üzerine yapılacak herhangi bir çalışmadan söz edildiğinde, istisnasız ilk tepki “Bilinçaltım  beni çok korkutuyor. Bir açılsa kim bilir neler çıkar?” şeklinde oluyor. Herkes kendi bilinçaltının daha çok problem içerdiğini düşünüyor. Çok sayıda korku var bu konuda. Korkulacak bir şey var mı gerçekten?

NAZAN: Bu aslında değişmekten korkmakla aynı şey. Rutinin bozulması korkusu. Kişinin bu şekilde bilinçaltından korkarak nereye doğru ilerleyebileceğini kendisine sorması gerek. Sonuçta bilinçaltından korktuğunu söyleyen kişilerin, dönüp nasıl bir hayata mahkum olduklarına bakmaları gerek. Sonuçta bilinçaltından kaçarak daha iyi bir hayat yaşayamayacağın kesin. Bunu görenler, aslında iyileşmek için ilk adımı atmış oluyorlar.

Ve sonuçta bu korkunun hayali bir korku olduğunu öğreniyorlar. Bizim çalışmalarımıza katılıp da daha kötüye giden hiç kimse olmamıştır. Herkes hediyesini alarak çıkıyor bu çalışmalardan.

Peki Şamanik nefes çalışmaları nerede ve ne sıklıkta düzenleniyor? Katılmak isteyenler size nasıl ulaşabilir?

NAZAN: Şu anda yaklaşık olarak ayda bir çalışma düzenliyoruz. . Yurt dışında ve Türkiye’de oluyor bu çalışmalar. Bize katılmak isteyenler, etkinliklerimizi "Şamanik İyileşme" adlı sitemizden takip edebilir ve 0532 375 41 35 numaralı telefondan bizimle iletişime geçebilirler.

Nazan ve Matthias, her ikinize de teşekkür ederiz. 

Biz teşekkür ederiz.

GAZETESİZ.COM 'DA!

GAZETESİZ.COM 'DA!

GAZETESİZ.COM

OKUYUCU YORUMLARI
TOPLAM

0

YORUM

Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetesiz.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


HAFTANIN KONUSU
Dünyanın çözemediği gizem: Göbekli Tepe!

Dünyanın çözemediği gizem: Göbekli Tepe!

GÜNÜN SÖZÜ

'Bitti diye üzülme, 'yaşandı' diye sevin'
HEPSİNİ GÖR

GAZETESİZ.COM'U 'TA TAKİP ET!

GAZETESİZ.COM'U 'DA TAKİP ET!

 
 
RSS
1 DAKİKANIZI ayırarak gazetesiz.com'a katılın